11 April

Haklı değil mutlu olmayı seçtim

İnsanlara bakış açınızı söylüyorsunuz, onlar da sizin sırtınızı sıvazlayıp, “Çok haklısın” diyolar ve siz mutlu hissediyorsunuz. Mutluluğun tanımı gerçekten bu olabilir mi?

Kırk yaşına kadar ondan beklenenleri yaşayan ve bir gün “Ben ne yapıyorum?” diyen Canan Bekdik’in hikayesini okuyacaksınız bu yazıda. Bekdik mutsuzluktan her şeyi ama her şeyi bıraktığı bir dönemde evrene “ Ben nasıl mutlu olacağım?” diye soruyor ve içinde şu sesi duyuyor: “Haksız ol mutlu olursun.” O zaman fark ediyor ki tüm ilişkilerinde haklı ama çoğunlukla mutsuz. Açılımını Access Consciousness ile başlayan ve Bilince Erişim Kişisel Gelişim ve Danışmanlık’ın kurucusu olan Bekdik şimdi bu yeni yöntemi hem uyguluyor hem de eğitimlerini veriyor.

Eğitimcisi ve uygulayıcısı olduğunuz Access Consciousness nedir?

Access, hayatınızda istediğiniz gibi gitmediğini düşündüğünüz herhangi bir alanı değiştirebilmeniz için tasarlanmış araçlar, teknikler, sistemler ve düşünceler tarzıdır. İstediğiniz her ne ise –daha çok para, daha çok cinsellik, daha sağlıklı bir yaşam- size hedeflerinizi belirleyip, onlara ulaşmanızı sağlayacak teknikler sunan bir sistemdir. Hayatımızdaki bütün sıkışıklıklar daha fazla bilinç yaratmadığımız için oluyor. Access Consciousness bilinçlilik sistemidir, yani kendi bilincimize girişimizi sağlayan bir teknik diyebiliriz.

Bu tekniğin doğuşu ile ilgili kısaca bilgi alabilir miyiz?

ABD’den çıkmış bir teknik. Kurucusu Gary Douglas. 1990’larda hayatının yolunda gitmediği bir dönemde fark ediyor ki burada bir eksiklik var, “Hayat bu olmamalı” diyor. Daha fazlasının mümkün olduğunu ve bunun olmamasının sebebinin ‘sıkışıklık oluşan noktaya’ soru sormaması olduğunu fark ediyor. Oraya sorular sormaya başlıyor ve orada açılım başlıyor. Sorular bize daha fazla bilinç getiriyor.

Sizin bu teknikle tanışma sürecinizde kendinize sorduğunuz ilk soru neydi?

Benim ilk uyanış tarihim 1995’tir. Daha önce banka ikinci müdürlüğünden ayrıldım. 14 sene boyunca çalıştığım bankacılık mesleği hiç bana göre değildi. O zamanlar kendimi çok kısıtlanmış hissediyordum. Çok korkak ve sanki adım atamayan bir çocukluğum olmuştu. Çocukluktan gelen travmaların üzerine bankacılık ayrı bir travma olmuştu.

Bankacı olmayı siz istememiştiniz sanırım…

Hayır, kesinlikle benim değil ailemin tercihiydi. Hatta hangi bankada çalışacağım bile onların tercihiydi. Benim gönlümde yatan ise balerin olmaktı ama ben bunu aileme söylememiştim bile. Oysa ki müzik duyduğumda uçuşurdum. Lisede hostes olmak istedim. Uçmak, seyehat etmek çok eğlenceli geliyordu. Başka ülkeleri tanımak heyecan vericiydi.

Aileniz karşı mı çıktı?

Aslına bakarsanız hostes olmak istediğimi aileme ben söylemeden bir başkası söyledi ve ailem kabul etti. Ben çok şaşırmıştım. Benim sormaya bile cesaret edemediğim şeyi bir başkası aileme söylemiş ve onlar da onaylamışlardı.

Ve yaşasın özgürlük…

Maalesef… annemin evraklarımı hazırladığını, neredeyse her şeyin tamam olduğu zamanda  Türk Hava Yolları’na ait bir uçak Paris yakınlarında ormana düştü. Karşı komşumuz olan hostes Rona’yı kaybettik ve benim hosteslik maceram başlamadan bitti. “Önce bir gir, çalışmaya başla üç ay sonra ayrılırsın” dedikleri bankadan tam 14 sene sonra ayrıldım.

Ailenize bankada çalışmak istemediğinizi hiç söylemediniz mi?

Hayır. Ben onlara kendi isteklerimi söyleyerek onları mutsuz edeceğime inanıyordum o zamanlar. Bu gibi yargılarım vardı. Korkularım vardı. Kimseyi üzmek istemiyordum. Bankada olmayı sevmiyordum ama kalmıştım. Kalmışken de ilerleyeyim bari dedim. Bana bir heyecan versin diyerek çalıştım. İlerledim ve ikinci müdür oldum.

Kariyerinizdeki yükseliş sizi mutlu etti mi?

İkinci müdür olduğumda çok mutsuzdum. Gerçekten zor dönemler geçirmeye başlamıştım. Nişantaşı’nda çalışıyor olmamıza rağmen öğlen aralarında dışarı bile çıkmazdık. Herkesin gıpta ile baktığı hayatım aslında modern bir hapishanede yaşamak gibi bir hal almıştı. O zaman artık yıldım…

Yaşam sizi başka şeylere hazırlıyormuş sanki…

Aynen öyle. Gerçi o zamanlar ben bunu bir hazırlanma olarak değil travma olarak görüyordum. Ve bir gün dedim ki ben gidiyorum. Kayınpederim ve eşimin desteği ile işi bıraktım. Bankayı bırakınca ilk travmam geçti. Kendimi evimin dekorasyonuna verdim, mutfakta annemden görmediğim şeyleri yapmaya başladım. Mantılar, tarhanalar, çiğ börekler…

Enerji çalışmaları ile tanışmanız nasıl oldu? O da bu süreçte mi başladı?

Bankayı bıraktıktan yaklaşık 7-8 sene sonra kendimi yerden kazıdığım bir döneme girdim. Uzun zamanın birikimlerinin temizlenmesi gerekiyormuş sanırım. 1995 yılında bir baktım ki Canan artık yok. Ölmek istiyor. 40 yaşında ölmek istedim.

Daha önce böyle bir düşünceniz olmuş muydu?

Hayır. İnsanların genelde 20’li yaşlarda böyle düşünceleri olur. Benim 40’ta oldu.

Denediniz mi?

Denemedim. Gidişi seçişim çok samimiydi ancak denemedim. Nasıl gideceğimi de bilmiyordum zaten. O zaman fark ettim ki benim buna enerjim yok. Ayrıca kimseye böyle bir miras da bırakmak istemediğime karar verdim.

“Haklı olmaktan bıktım. Artık haksız ama mutlu olmak istiyorum” dediğiniz an bu döneme denk geliyor sanırım…

Aynen öyle. Eşimle olan ilişkimde, anne-babayla olan ilişkimde hep haklıydım ama mutlu değildim. Orada bir soru sordum kendime; “Ben nasıl mutlu olacağım?”

Çok basit bir soru aslında?

Ben bu soruyu sormak için 40 sene beklemişim. Ondan önce haklı olduğumu biliyordum fakat haklılıkla mutluluğun bir arada olmadığını gördüğüm noktada bu soruyu sordum kendime. Haklı veya haksız olmak bir kutupluluktu ve bu beni sıkıştırıyordu. Bu benim için gerçek değildi. Gerçek olan başka bir şey olmalıydı.

Haklıydınız ama mutsuzdunuz… Doğru anladım değil mi?

Evet… eşimle olan ilişkimde, anne-babamla olan ilişkilerimde haklıydım ama mutlu değildim. Burada istediklerinizi yapamamak var. İstediğinizi yapamadığınızda ve karşı taraf da istediği gibi hareket edince o zaman siz kendinize sormaya başlıyorsunuz; “Ben ne yapıyorum? Kim için, ne için kendimi sınırlıyorum?” diye düşünüyorsunuz. “Bunlar benim yaşamak istemediğim şeyler” diyorsunuz.

Böyle bir durumda “Hoş geldin depresyon!” diyoruz…

Aynen öyle… Aslında bugün baktığımda bunlarım tamamıyla kendimi bulmam için yaşadığım şeyler olduğunu biliyorum. İyi ki de öyle bir dibe vuruş yaşamışım yoksa herhalde şimdi daha sığ yaşayacaktım. Kendimi bulmuş olmayacaktım. Kendim olamayacaktım.

‘Kendin olmak’ son zamanlarda oldukça sık duyduğumuz bir kavram…

Ben haklı olduğum zamanlarda hiç kendim olmadığımı gördüm. ‘Kendin olmak’ lafını ilk duyduğumda sanırım 2000’li yıllardı. O iki kelimeyi duyduğumda eyvah dedim kendi kendime. ‘Bu ne demek?’ diye sordum. Ben nasıl bir durumdaydım ki bunu anlamıyordum. O kadar uzaklaşmıştım kendimden. Her şeyden önce ‘ben olamadğım’ için haklıydım…

Mutlu olmak için nasıl bir yol buldunuz kendinize?

Her şeyi ama her şeyi bıraktığım bir dönemdi. Kendi kendime “Ben nasıl mutlu olacağım?” diye sorup duruyordum sadece. O zaman zınk diye bilgi geldi. “Haksız ol mutlu olursun” dedi bana. Ben dedim ki; “Bir dakika haklı da olmak istemiyorum haksız da. Haklıyı da haksızı da bir kenara bıraktım. Meğer o zaman yolum açılmış. Orada bir seçim yapmış ve mutluluğu seçmiştim. Ondan önce siz bakış açılarınızı birilerine söylüyorsunuz, onlar size hak veriyor, sırtınızı sıvazlıyorlar. Haklı olduğunuzu söylüyorlar. Ben de oradan beslendiğimiz fark ettim ama bu gerçek değildi. Bu mutluluk da değildi. Beni onaylasalar ne olur, onaylamasalar ne olur diye düşündüm. Bu onaylamalar bana ilham vermiyordu, beni coşturmuyordu. Orada yapay bir şey vardı. Mutluluğu seçmek özgürlüğe açılış gibiydi…

“Mutluluk nedir?” diye sorsam?

Mutluluk bir seçim. Her şey bizim elimizde. Şu kaderciliği bir kenara bırakalım artık. Yalandan bir çıkalım. Mutsuz isek demek ki bir yalanın içindeyiz. Biz bunu değiştirebiliriz, yeter ki biz bunu seçelim. İçinde bulunduğumuz bataklıktan nasıl çıkacağımızı bilmiyor olsak bile öncelikle çıkmayı seçmeliyiz. Seçimler yaratır. Seçersek yaratırız. Bunu yaşayan biriyim. Depresyonun dibinde “Ben nasıl mutlu olacağım?” dedim… Gerçekten çok samimi bir soruydu o. Seçersen mutlu olursun. Bu kadar basit… Küçük şeyler seçerek başlayabilirsiniz. Mesela eskiden günümü programlıyordum, diyordum ki “Şu saatte orada olurum, bu saatte bunu yaparım, ertesi gün şunu yaparım…” Bir bakıyordum ki bütün her şey bana uyuyor yani benim seçtiğim zamana uyuyor. Trafik de, kişiler de, olaylar da. Hakikaten öyle oluyordu. Ben bunu yapabiliyorum diyordum. Ben öyle istedim, seçtim ve öyle oldu… Şimdi daha fazlasını seçebiliyorum çünkü hepsi oluyor.

Sizin Access ile tanışmanız nasıl oldu?

Mutlu olmayı seçtiğim zaman bir yola girmiştim. Ağır ilerleyen bir yoldu ama ilerliyordu. Düşünsenize sene 1995 ve ben mutluluğu seçtim ve elimde alet edevat yokken bir ormanın içine daldım. Elimi tutacak kimse yok. Saklanmış olan Canan’ın ortaya çıkması uzun zaman aldı. Onu gerçekten kuyudan çıkarıyor gibiydim. Kolay değil, küsmüştü Canan. Yoktu. Korkuyordu.

İlk adımınız neydi?

Evimin yakınındaki dans okuluna başlamakla ilk adımımı atmış oldum. İlk gördüğümde giremedim. Gelmişim 40 yaşına, gencecik insanların yaptığı hareketleri nasıl yaparım diye düşündüm. Bir sürü yargı ile geri adım attım. Bir gün yine aynı yerden geçerken o dans okulunu ilk defa görüyor gibi heyecanlandım ve içeri girdim. Önceleri korkarak girdiğim yerde hoca asistanı oldum. Öğrenciler “Biz de Canan Hanım gibi yapabilecek miyiz?” diye soruyorlardı. Öğretmen de onlara “Canan yeteneğinden değil, sürekli geldiğinde bu kadar iyi yapıyor” diyordu. O zamanlar, öğretmenin bu söylediklerine benim yeteneğim yok mu diye düşünerek içerliyordum biraz ama şimdi çok iyi anlıyorum. Yetenek hepimizde var çünkü bizler sonsuz varlıklarız. Sadece seçmek gerekiyor hepsi bu… Ve ben de sürekli dansa giderek orada olmayı ve ilerlemeyi seçmiştim.

Dans ile sınırlı kalmamışsınız…

Dansa başlamamın üçüncü gününde oradaki bir arkadaşım aracılığı ile Radyans tekniği ile tanıştım. Bu arada evren benim için çalışmaya başlamış. Aynı dönemde eşim aldığı bir eğitimden çok etkilenmiş ve bana orada anlatılanları bir bir aktarmıştı. Anlattığı şeyler “koşulsuz sevgi” ile bitiyordu. Aynı şekilde danstaki arkadaşımın bahsettiği teknik de koşulsuz sevgi ile tanımlanıyordu. Ben bu bunun peşinden gittim. Yüzlerce kitap okudum. Enerji çalışmalarının içinde bulundum ve fark ettim ki çevrem değişmeye başladı.

Hayatınıza giren yeni insanlardan mı bahsediyorsunuz?

Hayır. İnsanlar aynıydı ama değişiyorlardı, çünkü ben değişiyordum.  Bana o zamanlar ilginç geliyordu. Sonra dedim ki bunlar çok güzel ama ben öyle bir şey istiyorum ki, bir gece yatayım kalkayım ve hayatım değişsin. Bunu çok istemiştim. Gerçekten ve gönülden. Sonrasında hayatıma hemen Access girdi. Hem de benim istediğimden daha hızlıydı. Ben yatayım kalkayım, bir gecede her şey değişsin derken bir buçuk saat yatıp kalkınca hayatımı değiştirdi Access.

Bu gerçekten olabiliyor mu?

Kişi gerçekten istiyorsa evet bu oluyor. Örneğin sistemle ilk tanıştığımız zamanlarda kurtarıcılık enerjisi çok yüksek bir arkadaşım çok mutsuz oldu. O kocasını, çocuğunu kurtarmak üzerine kurduğu hayatından memnunken, yüksek farkındalık düzeyindeki eğitmenin “Sen onu bırak kendine bak” demesi ona küfür gibi gelmişti. Ben ise muhteşem bir şey yaşadım. Biraz önce nasıl bir travmanın içinde olduğumuz size anlattım. O haldeyken bana bir kere dokunulmasıyla oluşan değişim inanılacak gibi değildi.

Başımızın üzerinde 32 şarj deposu var.

Access sisteminin uygulamasından bahseder misiniz?

Beynimiz büyük bir kapasitördür. Yani gerilim ve elektrik yükü biriktiren bir aygıt gibidir. Tüm düşüncelerimizin ve duygularımızın, algı ve hislerimizin bir elektriksel bileşeni vardır. Anlam yüklediğimiz her şeyi beynimizde depolarız. Beyin adeta geçmiş yaşamlardan ve bu yaşamdan gelen, milyonlarca yıllık düşünce, önemseme ve tutumları hafızasına atan, dev bir bilgisayar gibidir. Başımızın üzerinde iyileşme, zaman, umut, farkındalık, yaratıcılık, güç, yaşlanma, cinsellik, para ve benzeri şeylerle ilgili düşüncelerimizin, fikirlerimizin, duygularımızın, inançlarımızın ve kararlarımızın depolandığı 32 enerjetik, elektrik şarj deposu bulunur. Seansta bu noktalara parmak uçları ile yumuşakça dokunularak, bu noktalar aktive edilir ve burada birikmiş elektrik yükü ile beraber o konu hakkında geçmişten getirdiğimiz tüm kısıtlamalar ve blokajlar elektromanyetik olarak serbest bırakılıp silinir. Tıpkı bilgisayarımızdaki gereksiz dosyaları sildiğimiz gibi.

Uygulama kaç saat sürüyor?

Bir buçuk saat.

Access ile insanların hayatlarında ne gibi değişiklikler olabiliyor?

Size kendimden örnek vereyim. Köpek korkusu, karanlık korkusu, aklınıza ne gelirse ondan korkan biriydim. Access, korkular, fobiler, travmalar, stres, depresyon ve hayatınızda istemediğiniz daha birçok ağırlıktan sizi kurtarıyor.

Yargılarım bana mı aiti bir başkasına mı? Bunu nasıl anlayacağız?

Hiçbir yargı size ait değildir. Yargı bize ait değil. Sizin bakış açınız ne? Ben kendim olmadığımı anladım ama kendin olmak bana o kadar uzaktı ki hangi bakış açısı benim, hangisi annemin, hangisi toplumun, hangisi babamın, hepsi karmakarışıktı ama bildiğim bir şey vardı. Mesela evlilik… Eşim bana evlenme teklif ettiğinde içim evlenmek istemedi. Dedim ki “keşke birlikte yaşasak…” Demek ki bana ait olan oydu. Şu anda eşim Güvercinlik’te yaşıyor bense burada. Herkes buna şaşırdı. Ayrıldığımızı ve hatta hayatlarımızda başkalarının olduğunu bile düşündüler. Oysa biz sadece seçimlerimizi yaşıyoruz ve mutluyuz. 2004’te Bodrum’a gitmek ve orada yaşamak benim seçimim değildi. Eşimin seçimiydi. O dönemde ben “Kadının yeri kocasının yanıdır” diye kodlanmış olduğum için ona “ Sen git orada yaşa. Ben gelmek istemiyorum.” Deme cesaretini gösterememiştim. İnsan gerçek seçimlerini yaşamalı. Bu gerçeklik eşime ve aileme de ilham oldu. Umarım herkes kendi potansiyelini keşfetmeye başlar. Ne kadar güçlü olduğunu fark eder. Birler her sihrin kendisiyiz. Access bunu fark etmemizi sağlıyor.

Yargılayarak değiştiremeyiz

“Ülkemiz ile ilgili şunu söylemek istiyorum: Yargı ile bir yere varamayız. Yargı ile bir şey değiştiremeyiz. On senedir hükümetle ilgili yargılar vardı, bu şekilde çok daha fazla güçlendiriyorduk. Yargıladığın zaman enerji ona gider ve güçlenir. Eğer ki o yargıyı içimizde değiştirebilirsek, diğerine yargısız, objektif bakabilirsek kendi gücümüz ortaya çıkıyor. Bizim ülke olarak çok daha fazla bilinçle çalışmamız gerekir. Türkiye’de yargıyı Avrupa’ya göre daha fazla hissediyoruz. Aslında bunu böyle de söylemek istemiyorum çünkü yaratıyorum. Avrupalı için sizin ‘kendiniz’ olmanız çok daha önemli. Ben de yargılarla büyüdüm; onun kıyafetine bak, aman şuna bak elini kolunu nereye koyacağını bilemiyor vs. Yargılamadan bir şey izleyemiyoruz bile. Ancak tekrar söylüyorum; yargı ile değişim olmaz.”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

ÜYE OLUN
GÖNDER

Etkinliklerimizden haberdar olmak ve sizin için hazırladığımız eğlenceli ve kolay Access araçlarını deneyimlemek ister misiniz?

Hemen Şimdi Kaydolun!

Facebook

Google Plus

Instagram

Follow Me on Instagram
  • Yeni yıla girerken hem bedenlerimizi hem de finansal durumumuzu yenileyelim dedik ! Access Consciousness'in muhteşem sınıfı "Nasıl Para Olunur?" hediyesi ile birlikte birbirimize Bars ve Beden Hediyelendirmeleri yapacağız. Bize katılmak ister misiniz? TARİH: 24.12.2017 (Pazar) SAAT: 10.00-19.00 YER: Asia City Hotel Küçükbakkalköy Mahallesi, Sütçüler Sok. No:3, 34750 Ataşehir/İSTANBUL FİYAT: 250 TL İletişim için 0532 732 48 61

    cananbekdik: "Yeni yıla girerken hem bedenlerimizi hem de finansal durumumuzu yenileyelim dedik !

Access Consciousness'in muhteşem sınıfı "Nasıl Para Olunur?" hediyesi ile birlikte birbirimize Bars ve Beden Hediyelendirmeleri yapacağız.

Bize katılmak ister misiniz?

TARİH: 24.12.2017 (Pazar)
SAAT: 10.00-19.00
YER: Asia City Hotel 
Küçükbakkalköy Mahallesi, Sütçüler Sok.  No:3, 
34750 Ataşehir/İSTANBUL
FİYAT: 250 TL
İletişim için 0532 732 48 61"
    44
    0
  • 2018 senesine 2017 fiyatıyla girmeye ne dersiniz? Bakalım bu bizim için ne yaratır?

    cananbekdik: "2018 senesine 2017 fiyatıyla girmeye ne dersiniz? Bakalım bu bizim için ne yaratır?"
    50
    0
  • Her birimizin kendi muhteşem hayatını yaratabilecek muazzam bir gücü ve titreşimi var. Peki bunun ne kadar farkındayız? Seçmeye hazır mısınız? Hemen bizimle iletişime geçin! 👉www.bilinceerisim.com #BundanDahaİyiNasılOlur❔ . . . #CananBekdik #BilinceErişim #Access #accessconsciousness #gelişim

    cananbekdik: "Her birimizin kendi muhteşem hayatını yaratabilecek muazzam bir gücü ve titreşimi var. Peki bunun ne kadar farkındayız? 
Seçmeye hazır mısınız?
Hemen bizimle iletişime geçin! 👉www.bilinceerisim.com
#BundanDahaİyiNasılOlur❔ .
.
.
#CananBekdik #BilinceErişim #Access #accessconsciousness #gelişim"
    51
    1
  • #Günaydın! 🎈💞🎉✨ Ya hayatın tek amacı eğlence ise? Neşe hayatınıza ne getirir? Peki ya bugün daha fazla neşe yaratmak için ne seçersiniz? 👉 www.bilinceerisim.com 📞 0532 732 48 61 #BundanDahaİyiNasılOlur❔ . . . #CananBekdik #BilinceErişim #Access #AccessConsciousness #Pazartesi #Yaşam #Eğlence #Mutluluk #Neşe #İhtişam

    cananbekdik: "#Günaydın! 🎈💞🎉✨
Ya hayatın tek amacı eğlence ise? 
Neşe hayatınıza ne getirir? 
Peki ya bugün daha fazla neşe yaratmak için ne seçersiniz? 👉 www.bilinceerisim.com
📞 0532 732 48 61
#BundanDahaİyiNasılOlur❔
.
.
.
#CananBekdik #BilinceErişim #Access #AccessConsciousness #Pazartesi #Yaşam #Eğlence #Mutluluk #Neşe #İhtişam"
    71
    2
  • Gelecek nesillerimize ışık tutan değerli Öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun. #24Kasım #ÖğretmenlerGünü #Atatürk #MustafaKemalAtatürk #BaşÖğretmen #Öğretmenim

    cananbekdik: "Gelecek nesillerimize ışık tutan değerli Öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun.

#24Kasım #ÖğretmenlerGünü #Atatürk #MustafaKemalAtatürk #BaşÖğretmen #Öğretmenim"
    67
    0
  • Mavive yeşil kombinasyonu 💃

    cananbekdik: "Mavive yeşil kombinasyonu 💃"
    82
    2
  • Doğa mis gibi 💃❤️🙏🌸

    cananbekdik: "Doğa mis  gibi 💃❤️🙏🌸"
    239
    6
  • Bundan Daha İyi Nasıl Olur? 💃

    cananbekdik: "Bundan Daha İyi Nasıl Olur? 💃"
    131
    1
  • Nasıl Para Olunur? Seminerimiz 18.11.2017 cumartesi 12:00/16:00 saatleri arasında olacaktır. Kimler bizimle oynar??

    cananbekdik: "Nasıl Para Olunur? Seminerimiz 18.11.2017  cumartesi 12:00/16:00 saatleri arasında olacaktır. Kimler bizimle oynar??"
    51
    0
  • Kasım ayında Denizli'de "Ve Kadın" dergisine konuk olduk. Başka neler mümkün? ❤❤❤ www.bilinceerisim.com . . . #CananBekdik #BilinceErişim #Access #AccessConscioussness

    cananbekdik: "Kasım ayında Denizli'de "Ve Kadın" dergisine konuk olduk. Başka neler mümkün? ❤❤❤
www.bilinceerisim.com .
.
.
#CananBekdik #BilinceErişim #Access #AccessConscioussness"
    72
    0